Takip et: @filmtavsiyen
FILM TAVSIYELERI

True Romance

filmtavsiyeleri.net'e olan ilgi her geçen gün biraz daha ileri gidiyor. Şuan bu yazıyı yazarken takipçi sayıma da şöyle bi göz ucuyla baktım; 9.238 yazıyor. Hal böyle olunca her gün birden fazla, anonim olsun yada tumblr'da hesabı olanlar olsun, sürekli film tavsiyesi mesajları alıyorum. Fırsat buldukça da, sizlerin tavsiye ettiği ve daha önce duymadığım filmleri izlemeye özen gösteriyorum. True Romance'da onlardan biri.

Belki çoğumuz tecrübe etmemişizdir ama hayatımızdaki köklü değişiklerin başlangıcı çok ufak detaylarda gizli hep. Belki bu detay sadece bir yerde bulunmak, bazen bir telefon konuşması, belki bir cümle veya arkadaşımızın yaptığı basit bir jest.

Clarence, çizgi roman dükkanında çalışan, sıradan bir hayata sahip ve biraz da takıntıları olan bir adam. Akıl sağlığı tamamiyle yerinde denilemez, sadece içindeki çılgını çıkartacak fırsatlar henüz eline geçmemiş.

Patronunun yaptığı bir jest sayesinde, telekızlık yapan Alabama ile tanışır. Bu ufak jest, çiftin hayatlarında köklü değişiklerin kıvılcımını atmıştır.

Clarence, sevgilisinin eski işinden dolayı, uzak durulması gereken adamlara bulaşır. Tam herşeyden kurtulduğunu ve önüne bakacağını düşünürken işler iyice sarpa sarar.

Alabama’nın eski patronundan, sevgilisinin eşyaları bulunan bir valiz aldığını düşünürken, valizin içinde hiç hesaba katmadığı bir şey bulur. Bir grup azılı gangsterde valizin peşine düşer.

Senaryosunu Quentin Tarantino’nun yazdığı filmi; Top Gun, Enemy of the States gibi filmlerin yönetmeni Tony Scott çekmiş.

Val Kilmer, Gary Oldmani Christopher Walken ve rolü çok pasifte olsa Brad Pitt gibi oyuncuların süslediği 1993 yapımı bu filme bir göz atın derim.

6 Kas 2013 / 4 not / +Reblog
Comments

One Flew Over the Cuckoo’s Nest

R.P. McMurphy, işlediği çeşitli suçlar neticesinde hapis yatan deli dolu bir suçludur. Bu deli doluluğu, hapishane yönetiminin; kendisinin akıl sağlığından şüphelenmesine yol açar. Böylelikle, McMurphy’nin gerçekten deli olup olmadığından emin olmak için akıl hastanesine yollarlar.

Bulunduğu her yerde ve yaşamında, kuralları sorgulayan insan olan McMurphy, gün geçtikçe birbirinden sempatik bu akıl hastalarıyla bağını kuvvetlendirir. Şimdi sıra akıl hastalarıyla bir olup hastane otoritesine başkaldırmaya, yanlış bildiği şeyleri değiştirmeye gelmiştir.

Bizlere; özgürce yaşadığımızı sandığımız hayatımızda dahi, aslında ne kadar parmaklıklar arasında olduğumuzu hissettiriren film, 1976 Oscar’larından 9’una aday olmuş ve 5’ini toplayarak büyük başarı elde etmiştir.

1975 yapımı bu filmin, muhteşem oyuncu kadrosu ve oyunculuklarıyla, yüzünüzde ve içinizde sıcacık ama buruk bir tebessüm bırakacağından emin olabilirsiniz.

26 Ek 2013 / 10 not / +Reblog
Comments

The Help

Çok fazla değil, bundan yaklaşık 50 yıl önceleri. Amerika’da siyahların farklı sinemalara gittiği, bir beyaz ayaktayken otobüste oturamadıkları, sıraya girilecekse beyazlardan ayrı sıraya girdikleri hatta ve hatta siyah hizmetçilerin evlerde farklı tuvaleti kullanması gerektiğinin düşünüldüğü dönemler. Vicdanlar hep kara, insan hakları yok, hep kalp burkan hikayeler.

Birinin ezildiği, 2. sınıf muamele gördüğü bir tv programını dahi gördüğümde; içim burkulur, kanalı değiştiririm. Buna tv’den şahit olmak bile bizi etkilerken, o eski dönemlerde insanların siyahilere bu denli acımasız davranması akıl alacak gibi değil. 

Film, ABD’de özgürlükler öncesi dönemde, Missisipi’nin Jackson kasabasında yaşayan beyazların ve onlara çok düşük ücretlerle hizmet eden ve 2. sınıf muamele gören siyahların hikayesini dramatik bir şekilde anlatıyor.

Skeeter, New York’da üniversiteden mezun olmuş ve yaşadığı yer olan Jackson’a geri dönüş yapmıştır. Tecrübe edinmek ve cv’sini doldurmak için yerel bir gazetede, temizlik fikirleri veren köşe yazısı yazmak için işe başlar. Yalnız bu konuda köşeyi dolduracak fazlaca bir fikri yoktur. Bu konuda siyah hizmetçilerden biri olan Aibileen’den yardım alma kararı alır.

Skeeter’ın yıllardır tanık olduğu ve gözlemlediği şeyler bu birliktelikle beraber bir fikir doğurur; Siyahilerin, beyaz efendileri hakkında düşüncelerini söyleyeceği bir kitap yazmak! Böyle bir kitabın illegal olduğu bir dönemde işler çokta kolay gitmez.

ABD’de en çok satanlar listesinde 1 numaralara kadar çıkan “The Help” isimli romandan uyarlanan film, 2012 Oscar Ödülleri’ne 4 daldan aday oluyor ve bunlardan bir tanesine akademi tarafından layık görülüyor.

film tavsiyen şimdi twitter’dan: twitter.com/filmtavsiyen

1 Ek 2013 / 13 not / +Reblog
Comments

Celda 211

Juan Oliver, işverenleri üzerinde olumlu etki bırakmak için çalışmaya başlayacağı hapishaneye 1 gün önceden giden bir gardiyan adayıdır. 

Koğuşların bulunduğu bölümde 2 gardiyan, Juan’a hapishaneyi tanıtmakta ve sistemin nasıl yürüdüğünü anlatmaktadırlar. Tam bu sırada tavandan düşen büyük bir sıva parçası Juan’ın kafasına gelir ve Juan bayılır. Kılavuzluk yapan gardiyanlar, Juan’ı alelacele o an için yakın ve boş olan 211 numaralı hücrenin yatağına yatırırlar. Olay yerine doktor çağıracakları sırada hapishanede bir isyan patlak verir ve 2 gardiyan Juan’ı olduğu yerde bırakıp kaçmak zorunda kalırlar.

Juan uyandığında kendini isyanın ve bir çok azılı mahkumun arasında bulur. Hayatta kalmak için tek şansı mahkum rolü oynamaktır.

Francisco Perez Gandul’un aynı isimli romanından uyarlanan film, 62 yıldır düzenlenen İspanya Goya ödüllerinde 16 kategorinin 8’inden ödüle layık görüldü.

İnsan hayatının çok kısa bir süre içerisinde nasıl kökten değişeceğini gözler önüne seren film, İspanya’nın içerisinde bulunduğu politik yapıya da değiniyor.

Hiçbir problemin, hatta haberinin dahi olmadığı bir sisteme, birden bire nasıl düşman olunabilir, bir insanın hayattan beklentisinin nasıl sıfırlanabileceğini şok edici bir üslupla aktaran ve sizi temposuyla her zaman içinde tutacak İspanya yapımı bu aksiyon-drama-suç filmini kaçırmayın!

4 Ey 2013 / 5 not / +Reblog
Comments

Stand by Me

Yakın zamanda çok sevdiği abisini kaybetmiş, yazar ruhlu derin çocuk Gordi; kötü bir ailede yetişmiş ve çevrede ona göre muamele gören Chris; çekingen şişko Vern; ve aralarındaki en dengesiz,en manyağı Teddy Duchamp; işte bu 4 çocuğun samimi, sıcacık, sizleri alıp çocukluğunuza götürecek arkadaşlık hikayesi.

Vern, bir süredir kayıp olan çocuğun cesediyle ilgili bir şeyler duyar ve bunu en yakın arkadaşlarına anlatır. Beraberce bu cesedin peşine düşüp, bulup ünlü olma niyetiyle, ailelerine yalan söyleyip, Oregon ormanlarında uzun bir yola, büyük bir maceraya çıkarlar.

Üzerinden yıllar geçse de geçmişi düşündüğünüzde, sizi, çocuklukta yaşadığınız o küçük maceralar kadar gülümseten, mutlu eden, içinizi ısıtan bir anınız yoktur. İşte film de sizi tam buradan yakalıyor. Filmi izlerken sanki onlarla birlikte, o yaşlarınıza dönüp, o mekanlarda sizde maceraya atılmış gibi hissedeceksiniz.

1986 yılında en iyi uyarlama senaryo dalında Oscar’a aday olan filmin sonu da tamamı kadar etkileyici: “Sonradan edindiğim hiçbir arkadaş on iki yaşımdakiler gibi olmadı. Kimin oldu ki zaten?” ve şarkı girer: “Stand by Me”

film tavsiyen şimdi twitter’dan: twitter.com/filmtavsiyen

3 Ağu 2013 / 4 not / +Reblog
Comments

Snatch

Jason Statham’ın oynadığı karakterin: “My name is Turkish” repliğiyle başlıyor film.

Turkish ve ortağı Tommy, yasadışı boks müsabakaları organizatörü Tuğla Kafa’yı dövüşte kendi adamlarını kullanmaları için ikna ederler. Ama işler, istenilenin aksine ilk raundda rakibini indiren Çingene Mickey(Brad Pitt)’den dolayı sarpa sarar.

Bir başka grup da Antwep’te soyulan bir elmasın peşindedir. Bu iki farklı hedefi olan grubun karakterlerinin yolu hiç beklenmeyen şekilde kesişecektir.

Ortada çalıntı bir elmas, yasadışı boks menejeri Turkish ve ortağı, bahisçi Tuğla Kafa, elması çalanlar, elması çalanlardan elması çalmaya çalışan adam ve onun bu işi için kullandığı zenciler, ilk başta elmasın çalınmasının emrini veren Amerikalı ve onun elması bulmak için tuttuğu katil, annesini mutlu etmek adına dövüşmeyi kabul eden çingene Mickey ve dahası. 

Güzel bir olay örgüsü ve filmdeki dur durak bilmeyen hareket bize filmin yazar ve yönetmeni Guy Ritchie’nin bundan bir önceki filmi Lock, Stock and Two Smoking Barrels’ı hatırlatıyor.

 

1 Ağu 2013 / 9 not / +Reblog
Comments
blog comments powered by Disqus

FILM TAVSIYELERI

Film inceleme, Film incelemeleri, Film Tavsiyesi, Film Tavsiyeleri, Film Önerileri, Film Önerisi, Film Öneri, En iyi filmler, En iyi film,